 |
♥ Kilo vermenin sırları
|
 |
 |
Kilo vermenin sırları
Diyet
yapmak kolay bir iş değildir. Bir şeyler yemek, atıştırmak hayatımızın
öylesine içinde ki, her vesile ile bir şeyler yiyoruz. Vitrinler, market
rafları, restoranlar ve ikramlar, son derece davetkar ve baştan çıkarıcı.
Ama hem sağlığımız hem de yaşamın tadını çıkarmak için fazla kilolardan
uzak kalmamız gerekiyor. Peki nasıl karşı koyacağız tüm bunlara?
Üzülmeyin, her derdin bir çaresi var. Bugün diyet yapmanızı
kolaylaştıracak farklı önerilerim olacak!
MAVİ RENGİN FAYDALARI
Kırmızı, sarı ve turuncu gibi sıcak renklerin iştahınızı açtığını hiç
fark ettiniz mi? Mavi ise tam tersidir. Sizi dinginleştirir ve aşırı
yemenizi önler. Dikkat ederseniz, size kocaman menüler sunan fast food
restoranlarının ana rengi hep kırmızıdır. Bu rengi kebapçılar ve Çin
Lokantaları da çok sever. Çünkü saf kırmızının sinir sistemi üzerinde
uyarıcı bir etkisi vardır, bizi heyecanlandırır. Kırmızıyı algıladığımızda
kan basıncımız artar, nefes alıp verişlerimiz ve kalp atışlarımız
hızlanır. Oysa mavi, özellikle koyu mavi, sakinleştiricidir. Mavi renge
restoranlarda pek nadir rastlanır. Çünkü bu renk dinginliğe, doyuma,
kendisi ile barışık ve güvenli bir duruma karşılık gelir. Doğrusu böyle
bir ruh halinde iken insan pek fazla yemek yemeye ihtiyaç duymaz. Öyleyse
neden kendimize 'mavi terapisi' yapmayalım? Gelin bu dönem mavilere
bürünün. Özellikle yemekli bir davete giderken mavi giyinin, mavi taşlı
bir yüzük takın. Evde masa örtülerinizi, yemek takımlarınızı mavilerle
donatın. Bir değişiklik yapmaya niyetiniz varsa yemek odanızı da maviye
boyayın.
YEŞİL ÇAY
Yemekle birlikte veya yemeklerden 15 dakika önce yeşil çay içerseniz, yağ
ve kolesterol emilimini azaltırsınız. Nasıl diye soracak olursanız, yeşil
çayda hem polifenoller hem de biraz kafein bulunur. Yeşil çaydaki bu hafif
kafein ile polifenoller birleşerek özel bir zayıflama etkisi yaratırlar.
20 DAKİKA BEKLEYİN
Midemizin tokluk hissini algılaması 20 dakika sürer. Hızla yemek
yerseniz, 20 dakika geçinceye kadar, doyduğunuzu anlamazsınız. Sonra da
midenizin neden bu kadar tıka basa dolu olduğuna şaşırır kalırsınız.
Dikkat ederseniz, yemeğe herhangi bir nedenle ara verip de sofraya tekrar
oturduğunuzda, kendinizi tok hissedersiniz. Örneğin; telefon çalarsa ya da
misafir ağırlıyorsanız, pek bir şey yiyemezsiniz. Öyleyse ne yapacağımız
bellidir. Elimizden geldiği kadar yavaş yemeliyiz. Bunu sağlamak için de
ayakta atıştırmak yerine daima sofraya oturmalı, çatalı-bıçağı arada bir
bırakmalı, yemek sırasında su molası vermeli, yeşil çayımızı yudumlamalı
ve karnımızın doyması için kendimize en az 20 dakika zaman tanımalıyız.
* Yemek yerken acele etmeyin.
* Akşam yemeğinizi mümkün olduğu kadar erken yiyin.
* Asla ayakta atıştırmayın. En küçük öğünler için bile kendinize sofra
kurun.
* Masaya çok aç oturmayın. Saat 17.00 civarında veya eve geldiğinizde
biraz meyve yerseniz, olası açlık krizlerini önlersiniz.
* Yemek odanızı güzelce aydınlatın. Loş ışıkta insan farkına varmadan çok
daha fazla yemek yer.
UYKUSUZ KALMAYIN
Hepimizin bildiği gibi, uykusuzluk irademizi zayıflatır. Kendimizi ruh
gibi hisseder, günü geçiştirmekten başka hiçbir şey düşünemez oluruz. Acil
enerji ihtiyacı ile karbonhidratlara ve keyif verici maddelere sarılmakta
medet umarız. Ama daha da önemlisi, uyku uyuyamazsak, kendimizi tok
hissetmemizi sağlayan Leptin hormonu etkisini kaybeder. Çünkü uykuda
Leptin hormonu yükselir. Ancak yeterli seviyelere ulaşamazsa, açlık
hormonları (Ghelin) ve stresle baş başa kalırız. Öte yandan yediğimiz her
şey çabucak yağ olarak depolanmaya başlar. Değer mi?
|
 | |
 |
 |
 |
|